denek hayatım

“benim içimden bir şeyler somut nedenlerle gelmez zaten. hiç sorgulamadım kendi içimde bu durumu. sorgulasam da bir cevap bulabilir miyim bilmiyorum” dedi adam, karşısındaki içi içini yiyen kadına. şimdiye kadar nasıl yapamadıysa şimdi de yine aynı biçimde yapamamaya devam ediyordu ısrarla.

evet; özlemini dillendirmek için, kıyısından köşesinden yer bulmaya çalışmıştı tekrardan kadının hayatında… ama bu, aşşağlık bir bencillikten daha fazlası değildi. belki de bunu daha iyi anlamanız için birkaç yazım yalnışını dikkatlice biraraya getirmek gerekirdi. şşş!

aylarca bir sebep aradı bu hissizliğin içinde. “eğer” dedi, “bir ağacın gövdesinde derin kesikler bıraktıysanız; onun gölgesinde uzanmak artık size haramdır!” belki de uzunca bir aradan sonra bu bitik ilişkiye dair doğru bir şey söylemişti.

bahanelerin arkasına saklanmak, empati kabiliyetini “uyku modu”nda kullanmaya alışmış bu adam için sıradan bir hal almıştı aradan geçen onca zaman içinde. elbette bir uyanış olacaktı bu derinden…

şimdi ya uyandığını sanıyor ya da iç içe geçmiş kabuslarından yalnızca birinden daha kurtuluyordu.


ve o sırada odada bir şarkı yankılanıyordu;

ağladık, ağlaştık
dünyaları kopardık
farkındayız bugün
sonrası hep aydınlık
sebepsiz ve sonuçsuz denek hayatım
gördüm her yanda
korkma bu ceset bu yüzün ağlar kan içinde